Artık çok geç

Kapısını kilitleyip çıkarken kirişin kenarından dökülen sıvalarına baktı.
“Uzun zamandır buradayım ve nasıl olur da dikkatimi çekmedi” dedi. Anahtarına baktı. Üzerindeydi. Kırk yıllık karısının üzerine kapıyı kilitleyip çıktı. Yavaş yavaş kahvenin yolunu tuttu. Yolda giderken artık ölümünde yaklaştığını düşünerek isteksizce attı adımlarını. Zaten son zamanlarda çokça düşünmeye başladı bunu. Sürekli uykuları kaçıyor bir bahane ile evden uzaklaşıyordu.

Sokağa girerken içinde bir burukluk vardi. Etrafına bakındı dakikalarca. Sonra attı adımlarını sokağa.
Yürürken yolda geçen çöp arabasına baktı. Sakallı iki kişi sürüyordu aracı. Peşinde ise bir kaç belediye çalışanı daha vardı. Koşar adımlarla aracı takip ediyorlardı. Üzerindeki yazılar dikkatini çekti. Henüz öğrenememişti o yazıları.
“Zaten bu yaştan sonra öğrensem ne değişecek” dedi kendi kendine.

Oğlu iyi öğrendi bu yazıları. ve bir cemaatte imamlık yapıp bakıyordu kendilerine. Oysa kızı o kadar şanslı olamamıştı. Henüz 14 ünde dünya evine girdi. İstemeye geldiklerinde karşı çıkamadı. Zaten çıksa kâfir derlerdi. Aynı mahallede büyüdüğü arkadaşı istemişti kendisinden kızını ve kırk yıllık arkadaşı kendisine damat olmuştu. Keşke “Hayır” deseydim dedi içinden! Belki o zaman kızının da bir şansı olabilirdi. 12 senedir yüzünü görmüyordu. Ailesi görüşmesi yasaklanmıştı.

Yürüdü ağır ağır. Her gün bu yol biraz daha kendisine uzun geliyordu. Her defasında ise bitmeyecek gibiydi yol.

Kahveye vardığında takati kalmamıştı. Çekti bir sandalye ve boş bir masaya oturdu. İçeride sigara içilmiyordu ama tavanda eskiden kalma sigara sarılığı duruyordu. Gerçi dışarıda da içilmiyordu.
Demokrasi devriminnden sonra yasaklanmıştı. İki sene önce komşusunun 20 yaşındaki oğlu sigara içiyor diye idam edilmişti herkesin gözü önünde. Hemde sokak ortasında. Oysa eskiden böyle değildi bu mahalle. İnsanlar güler, birbirlerine ziyarete gider, birbirlerinin derdine koşar ve herkes birbirini az çok bilirdi. Her şey bir anda değişmişti ve kimse Hayır diyememişti.

Kahveci önüne bir bardak çay koydu. Şekersiz. Son olanlardan sonra şekeri iyice çıkmış ve hastalıkları da iyice artmıştı.

-Selamın aleyküm Tahir dedi.
-Aleykümselam amca
-Nasılsın? İyi misin? Diye lafa dalıp giderken Kahveci Tahir dedi kendisine. -“Bugün mektep önünde Cumhuriyet yazısı ile basılmış bildiri dağıtan birini daha infaz edeceklermiş.
– Tanıyor muyuz? Diye sordu.
– Yok tanımayız. Allah affetsin günahlarını. Belli ki kâfirlere uymuş, hala eski rejim geri gelir.diye kandırmışlar bunu. Halk mahkemesine çıkarmışlar sabah. İkindi namazından sonra idam edeceklermiş meydanda dedi.

Çayını içmeden kalktı. Koşar adımlarla çıktı kahveden ve Tahir arkasından bakakaldı.

“Ne ara bu hale geldik?” dedi kendi kendine. Boğazı düğümlendi. Keşke elinden bir şey gelseydi. Keşke zamanı geri alıp her şeyi değiştirseydi ama artık çok geç. Kim karşı geliyorsa, kim Hayır diyorsa hepsi ya tutuklandı yada idam edildi.

Oysa demokrasi gelecek diyen bir zamanlar bunların yanında olmuşlardı. Ülkedeki bütün kaynakları kâfir diye savaştıkları insanlar yönetiyordu. Halka, okullarda zorla arapça öğretiliyordu. Kızların okuması yasaklanmış ve tüm çalışan kadın personeller sadece kadınlara hizmet ediyordu.

Göğsüne bir ağrı girdi. Hemen yolunu değiştirip başka yöne doğru ilerlerken içindeki korkuları artmaya başladı. Nefesi kesilecek gibi oldu biran.
Sonra durup soluklandı ve düşünmeye başladı. Bir şeyler yapmak için çok geç olduğunu biliyordu. Mahallenin şeyhine giderdi normalde her fenalaştığında ama bu sefer öyle yapmadı. Çekilip bir tenhaya çöktü.

Uzun uzun düşündü!
Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu ve derken ayağının dibindeki gölgeler dikkatini çekti.
Basında birden 3 kişi belirdi.
Kim olduklarını biliyordu zaten. İkisi elinde büyümüştü.
-Amca Hayrola?
Ne oturuyorsun burada?
– Yoruldum be Hamza. Biraz soluklanayım dedim.
-iyide sizin ev burada degil ki? Neyse biz günlük kontrolümüzü yapalım.

Birden korkudan elleri titremeye başladı. Ne yapacağını bilemedi. Karşısındaki üç kişi demokrasi muhafızlarıydı ve başına gelecekleri iyi biliyordu.

-Söyle amca kuran kaç cüz?
– 30 cüz evladım.
– Peki tahrim süresi hangi cüzdedir.
– 28 inci surede, dedi ve son soruyu bekledi.
– Söyle o zaman Tahrim süresini.
– Hayır dedi. Hayır okumayacağım. Hayır daha fazla istemiyorum. Hayır yeter dedi.
– Hayır demek için artık çok geç dedi halk mahkemesine götürülmek üzere bir kamyonetin arkasındaki kafese konulurken hak verdi.
– Artık çok geç!

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.