Günahkarların dünyasında çocuk olmak

Papazlardan günah çıkartan ruhların dünyasından geçip geldik. Hangimiz en masum, hangimiz en günahsız, hangimiz en temiz bilinmez. Hepimizin geçmişi, cinayetler ile kanlanmış durumda. Dedelerimizin, dedelerinin, dedelerinin kavgalarına tutuşmuş savruluyoruz ortalık yerde. Hepimizde bir körlük, hepimizde insanlığın aymaz halleri ile yok sayıyoruz bir diğerini…

İslamcı olan olmayanı düşman görüyor, İslamcı olmayan ise olanı. Türk olan Kürt olanı düşman görüyor, Kürt ise Türk olanı. Milliyetçisi, insanların birliğini savunanları düşman görüyor, insanların birliği için mücadele edenlerde milliyetçi düşünceyi savunanı. Kimse bir diğerinin neden öyle düşündüğünü, o düşünceyi savunduğunu ve neden orada durduğunu görmüyor, görmek istemiyor.

Özünde tüm dinlerden, siyasi fikirlerden, kimliklerden bağımsız olarak dünyaya gelen insan, içinde doğduğu topluluğun kimliğini, düşüncesini, inancını alarak büyüyerek bu konuda diğer bütün düşünce ve inançlara karşı düşmanlık beslemeye başlıyor içinde. Bir kez oturup onunda bir insan olduğunu ve bununda onun seçimi olduğunu idrak edebilse, kavgadan da özgürleşecek, savaştan da düşmanlıktan da…

Günahkar İnsan

 

Hepimizin ortak düşü çocuklarımıza iyi bir gelecek kurmak iken, çocuklarımızın geleceğine savaş ve kin tohumları ekiyoruz. Yarın bizler gibi onlarda bu dünyada ve bu topraklar üzerinde yaşayacaklar, yarın onlarda bizler gibi aynı fabrikada çalışacak, aynı denize girecek ve aynı sokaklarda yürüyecekler. Aynı şehir şebekesinden akan su ile duş alacak, aynı bakkala gidecek ve belki de aynı ağacın gölgesine oturup aynı gökyüzünü izleyecekler. Tıpkı bizim bugüne kadar yaptığımız gibi.

Peki ne değişti? Neden böyle bir oyuna körlemesine giriyoruz? Neden birilerinin oyuncağı, fikir topacı olmak bu kadar kolay? Neden biz kendi gerçekliğimizi yaratması için başkalarını hayatlarımızın merkezine koyup kendimizi oradan çıkartıyoruz? Neden kendi inancımız ile büyümek varken, başkalarının inancını ve düşüncesini değiştirmeye ve onu yok etmeye çalışıyoruz? Evveli ve ahiri belli olan hayatta neden herkes düşmanca yaşamaya çaba harcıyor…

Din dediğimiz şey, dünyayı ve kendini unutup yaşama lal olup, Allah’a ayan olmak iken, neden; Allah’a lal olup dünyaya ve kendine ayan olup bu kadar cinayete, düşmanlığa, kine ve zorbalığa katar bir insan kendini?

Yaşamak bu kadar kolay iken, neden birilerinin çığlığını, bağırmasını, hönkürmesini ve gücünü ilahi ses sanıp hayatı cehenneme çevirmek için çaba harcar insan?

Günahkar insanların dünyasında çocuk olmak

Bizim günlerimizi ve anlarımızı cehenneme çeviren fikirlerin ve düşüncelerin, çocuklarımızın da geleceğini cehenneme çevirmesine neden izin vermeyi seçiyoruz? Onlara sevgi dolu, barış içinde bir yaşam sunmak varken…

Neden? Neden? Neden?
İnsan olmak var iken, insanlığımızdan utanacak günahlar ile hocaların, papazların, imamların, din bezirganlarının, siyasetçilerin, medyanın kuklası olup her birimiz bir şeytana dönüp, Hak’kın tecellisi olan varlığımızı kirletiyoruz?

Neden? İnsanoğlu…

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.