Günümüz Türkiye’sinden, gelecek manzaraları

Klasik bir yurdum sabahında uyandı yatağından. Akşamdan kalma patateslerini karısı kahvaltı diye koymuş sofraya.. “ulan bu karıyı döv döv adam olmadı, elim dile geldi, yeter dedi ama bunun odun kafası bi türlü yeter demedi” diye hayıflanarak kalktı yatağından. 3 şekerli çayını yudumlayıp, yüzünü bile yıkamadan çıktı evden. Bu sabah oy verdiği partinin mitingi vardı. Otobüsler bedavaya götüreceklermiş. Hem 100 lirada para verecekler diye söyleyince kahvedekiler, hemen adını yazdırdı listeye. Ee fena mı? Bu akşam belki eve kasaptan kıyma alabilir ve karısı güzel bir yemek yapardı.

Sokakta Remziye’yi gördü.
-Hayrola Remziye, okula gitmiyorsun artık?
– Evet Nurullah abi. Kocam istemiyor artık
– Yav daha gebermedi mi o herif
– Yok amca. Allah korusun
– Kızın bırak Allah korusun falan. Allah vermiş işte belasını. Her gün içtiği kaçak tütünden rengi sapsarı olmuş
– Yok amca. Ondan değil. Şekeri var onun. Ondan
– Kızım şeker meker anlamam. Geberdi geberecek. Halinden belli işte
– Allah gecinden versin. O nasıl söz öyle
-Hadi ne halin varsa gör, diyerek uzaklaştı oradan. Remziye de 16’sına girmiş. Kocası onu ailesinden alınca bırakmış imam hatibi. Zaten aile perişan. “Ulan ne günlere kaldık. Memleket çoluğun çocuğun ırzına geçiyor. İyi ki çocuk yapmadık” dedi kendi kendine.
Az ileride dün patlama oldu. Biri yine kendisini havaya uçurmuş.
Kahveye gürültüsü geldi. Kimse dışarı çıkmadı. Haberlerde söyleyende olmadı. “Alıştık ulan iyice, at sende şu taşı artık, eline vereyim ıstakayı” dedi eski manav kamil.
Zaten o’da dükkanı kapattı iki sene önce.
Gelen dolmuşa atladı. Erkenden miting yerine gitmek için otobüslerin kalktığı yere gidecekti. Cebinde 1.75 lira vardı. Uzattı öndeki adama. “Bir öğrenci” dedi. Kimse dönüp de kendisine bakmadı. Zaten bazen de param eksik diye verirdi. Yavaş yavaş doldu araç. Önünde türbanlı bir kadın. Yanında bir adam bitiverdi. Adam kadının yanına usul usul sokulurken belli etmeden takip etmeye başladı. Belli ki kadını taciz edecek. “Şimdi kim uğraşacak yav?” diyerek yola baktı. Kadın zaten sesini çıkaramaz. Çıkarsa başına gelecekler belli. Demokrasi polisleri şehrin meydanında infaz ederlerdi zina diye.
“Ahh ulan” dedi. “Nede güzel bir ülkeydi eskiden. Hiç değilse açık bir iki kadın görürdük. Şimdi 14’üne gelene basıyorlar nikahı. Bize de babasından yediği dayaktan dolayı bi gözü kör kadın denk geldi. Ne bilirdim o türbanın içinden bunun çıkacağını”
Yavaş yavaş geleceği yere yaklaşırken tabelalara baktı. Okuyamıyordu zaten. Kocaman Arapça yazılarla durakların ismi yazarken altında ise küçük Türkçe harflerle anlamları yazıyordu. Kimsenin bilmediği bir dili nasıl öğrenirdi ki bu yaştan sonra. “Çok lazımdı sanki harf devrimi. Bi o eksikti. Memleketin başında bi musibet var bi türlü gidemedi lanet dedi”
Dolmuştan indikten sonra yanaştı sakallı bir üniformalıya. Adresini sordu otobüslerin kalkacağı yerin. Adam kimlik istedi. Çekti arka cebinden verdi. Baktı kütük Kayseri. Neyse ki bi bu işe yarıyordu kütük. Adresi öğrendi ve gitti. Otobüsleri beklerken meydana epey bi sakallı şalvarlı doluşmuş. “Ne ara Arabistan oldu lan burası, siktiğimin memleketinde ne çabuk şekil değiştik lan. Bir sabah uyanıyorsun ve başka bir ülkedesin sanki” dedi.
Bindi otobüsüne ve bir yere geçip oturdu. Giderken ekmek arası bir şeyler verdiler. Düşünmeden yedi. Herkes liderlerini övüyordu. Güya memlekette seçim var. Ama nedense iki parti dışında kimse girmiyor seçimlere. Göstermelik bir şey yani. Neyse. Çok düşünme bunları. Artık sokak ortasında insanları infaz ediyor namussuzlar dedi. Oysa eskiden ne çok severdi o partiyi. Öl deseler ölürdü. Ne ara bu kadar kandırıldılar. Neden yaptılar diye hayıflanmadan edemedi..
Meydana geldiler. Yavaş yavaş toplandı kalabalık. Turnikelerden geçerken 100 lirasını aldı ve sıkı sıkı tuttu avuçlarında. İşsizlikten düştüğü hale bak. Oysa Demirci ustasıydı. Kaynak da bilirdi ama kimse işe de almıyor
Zaten iş yok. Olsa da para yok. Mecbur alacak o parayı.
Derken oradaki siyasetçilerden biri geldi sahneye. O dalıp giderken meydana binlerce polis girmiş, sayısız koruma, tepede helikopterler dört dönüyormuş.
“Alıştık artık” dedi içinden.
Adam başladı konuşmaya.
Makamından kalkıp gelmiş. Lütfetmiş.
Yanaştı ve mikrofona” Peygamberimiz sedirde uyur ve orucunu hurma ile açardı eyyyyy benim kardeeeeeşlerim!
Bir anda çığlıklar alkışlar koptu. İçlerindeki açlık duygusunu imanın ta kendisi sandılar ve bir anda kendilerini mutlu hissetti oradaki kalabalık..
Birden anladı nerede hata yaptıklarını..
“O imam hatibi kapatacaktık” dedi!

Kaynak : Şarköy Gazetesi – Erdoğan BOL

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.