Küçük Çocuk ve Şişman Adam

,

Bilim, insanlığa sadece fayda getirmesi yönünde mi kullanılmıştır? Bilim, etik değerler çerçevesinde kullanıldığında insanlık için fayda sağlar. Ancak Manhattan Projesi’nde olduğu gibi “Atom Bombası” yaparak; sivil ve çocukları öldürecek kitle imha silahları üretmek tabi ki bilimi insanlığa zarar verecek şekilde kullanmaktır.

İnsanlık tarihinin yaşadığı en büyük acı ve insanlık suçu, tartışmasız Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan, yaklaşık 300.000 sivil ve çocuğun katledildiği atom bombalarıdır. II. Dünya savaşı; savaş etiğinin tamamen kaybolduğu, bilimsel çalışmalar ve projelerle kitle imha silahlarının üretiminin başladığı, dünyanın sonunu getirebilecek kadar gözü dönmüş insanların yönetimde olduğu devletlerin savaşıydı. Amerika ve İngiltere’nin en büyük korkusu, Almanya’nın atom bombasını üretmesi ve kullanmasıydı. Bu korku; Almanya’nın 7 Mayıs 1945 yılında teslim olmasıyla son bulmuştu. Japonya ile ilgili de elinde atom bombası yapabilecek nitelikte bilim adamı olmadığı da biliniyordu. Japonya’nın atom bombası üretecek teknolojisi yoktu. Hatta savaş sonrası incelenen kayıt ve raporlarda, Japonya’nın teslim olacağı açıkça görülmekteydi. Yani, herhangi bir saldırıya ya da bombaya gerek yoktu. Tabi ki bu böyle olmadı.

1945 yılı, günlerden 6 Ağustos, saat sabah 08.15’ti. “Enola Gay” isimli B-29 Superfortress model uçak Hiroşima semalarına gelmişti. Uçağın yükü atom bombasıydı. Uçak insanlık tarihinin göreceği en büyük yıkımı ve insanlık suçunu taşıyordu. Bombanın ismi “Küçük Çocuk”tu. Ancak bu bomba tüm dünyada milyonlarca küçük çocuğu ağlatacaktı. Bomba Hiroşima’ya atıldıktan sonra belirlenen verilere göre ilk anda yaklaşık 100.000 kişi hayatını kaybetmişti. Tüm Dünya şoktaydı. Daha Hiroşima’ya atılan bombanın üzerinden 3 gün geçmişti. 9 Ağustos sabahı Amerikan “Bockscar” isimli B-29 Superfortess uçağı ikinci bir atom bombasını taşıyordu. Bunun ismi ise “Şişman Adam”dı. Bu bomba Hiroşima’ya atılan bombadan daha büyük ve daha güçlüydü.

Aslında bombanın atılacağı yer, Kokura’ydı. Ancak bombanın atılma sürecinde pilotlara verilen uymaları zorunlu olan en önemli talimat, görüş açısına göre bombaların bırakılmasıydı. Radar sisteminde bazı sapmalar olabildiğinden, bombaların hedeflere görerek bırakılmasıydı. Kokura şehri üzerinde inanılmaz bir sis bulutu vardı ve pilotlar için görüş sıfırdı. Atom bombasını taşıyan pilotlar havada bir süre dolandıktan sonra, listede bir diğer yer olan Nagasaki’ye yönelmişlerdi. Üstelik Nagasaki Mayıs ayında listeden çıkarılmış, daha sonra kimin yazdığı belli olmayan, bir el yazısıyla listeye eklenmişti. Saat 12.02’de 5 ton ağırlığındaki Şişman Adam Nagasaki’ye bırakıldığı anda yaklaşık 100.000 kişinin üzerinde insan hayatını kaybetmişti. Üstelik bombanın isabet ettiği nokta, Nagasaki’nin en çok sivil bulunduran, hastane ve okulların yoğun miktarda olduğu bölgeydi.

 

 

Atom bombasının kısaca etkilerine bakacak olursak, patlamanın ilk etkisi, saniyenin on binde biri kadar kısa sürede meydana gelen, gözlerde kalıcı körlüğe yol açan ışıktı (başlangıç parlaması). Ardından meydana gelen 300.000 0C sıcaklığındaki alev fırtınası, saatte 1800 km ilerleyerek 3 km çapındaki bölgeye yayılmış ve her şeyin yanarak yok olmasına neden olmuştu. Patlamadan sonra oluşan şok dalgası, yeryüzüne çarptı ve ilk mekanik zararlar meydana gelmeye başladı.  Ateş topu oluştu ve havadan hafif olan bu ateş topu, küre biçiminde yükselmeye başladı. Rüzgârın da etkisiyle mantar şeklini aldı. Bu mantar şekli de zamanla rüzgârla dağılarak radyoaktif döküntüleri yer küreye dağıtmaya başladı. Esen rüzgârlar ile bu radyoaktif döküntülerin dünyanın dört bir yanına dağılma potansiyeli mevcuttur. Bu radyoaktif parçalar, insanla temas ettiğinde ciddi hücre ölümlerine ve kansere (özellikle lösemi) neden oldu. Patlamadan çok uzakta olan insanların vücutlarında dahi (20 km civarı) ciddi yanıklar meydana gelmişti.

Atom bombasının daha saymakla bitiremeyeceğimiz yıkıcı etkileri umarım hepimize ders olmuştur. Savaşların olmadığı, barış içinde bir Dünya için hep beraber el ele vermeliyiz. Bilim ve tekniği dünyayı daha yaşanır hale getirmek için kullanmalıyız. Rengi, dili, dini, memleketi her ne olursa olsun, hepimizin aynı olduğunu unutmamalıyız. Her şeyden önce hümanist olmalıyız.

Hoşça kalın. Bilimle kalın.

 

Kaynakça:

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/08/150809_nagasaki

http://www.atlasdergisi.com/gundem/13043.html

18.10.2016 tarihinde Şarköy Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.