Öfkenin Duvarları Kalındır

Ne çok şey bıraktık kendimizden. Arkada kalan herşey o günkü ben’in fazlaca idealize ettiği ve uğruna çetin bir duruş sergilediği hedefleri idi belki. Değişen ne çok şey olmuş şöyle bakıyorum da…

Asla bırakmam dediğimiz çok şey artık arkamızda. Her bıraktığımız ile içimizde biriktirdiğimiz yüzlerce benlikten birini daha bıraktık fakat yine de benliklerden oluşan bir sürülükten kurtulamadık. Eksilenin yerine birini daha yarattık. Hâlbuki ki benlik söz konusu olunca eksilmek ilk kez değer kazanıyordu, öze ulaşmak için. Nice bıraktıklarımız ile kendimize yaklaşırken, korkuyor ve o yüzden mi kalabalıklaşıyoruz nice benliklerle?

Sevgiliyi bırakıyoruz,
Özlemleri bırakıyoruz,
Hedeflerimizi bırakıyoruz,
Ailemizi bırakıyoruz,
İnandıklarımızı bırakıyoruz.

Öfkenin Duvarları Kalındır

Tüm bunlarla birlikte o an’da ki bir beni daha bırakıyor ve yerine her bıraktığımız duygu ile onu nötrleyen ya da o duyguyu tetikleyen aksi yönde bir başka beni daha, şimdiki zamana alıyoruz. Ve bu kez kendisini bıraktıran nedenlere karşı daha mukavemetli bir ben ile vücut buluyor duygularımız. Kimi öfke ile doğuyor, kimi nefrete bulanıyor, kimi benlik ise kendince yanlıştan doğruyu öğrenerek yeniden merhaba diyor. Her giden bir yenisi ile geliyor. Daima kalabalık. Tabi gönderdikleri olumsuzluklarla artı ile doğanlar, bıraktığı benlik ile yeniden öfke ile doğanlarla kıyaslandığında çok daha şanslı.

Öfkenin duvarları kalındır. Güdümlenerek örüldükleri için her tuğlası eksiksiz ve sağlamdır. Sevgi ile var olan benlikler daha zarif ve naiftir. Şeffaf ve kırılgandır. Öfkenin duvarlarının ardında ne olduğu görünmez ve bilinmez. Sevgide ise görünen köy zaten kılavuz istemez. Onun bilinmemek ve görünmemek gibi bir kaygısı yoktur. Öfkenin duvarlarının ardından her an mancınıkla bir ateş topu fırlayabilir, fakat sevgi sadece saflığını hissettirir.

Öfkenin Duvarları Kalındır

Öfke ile öğreneceklerine köreliyor insan. O an’a kadar öğrendikleri ve bildikleri ile başlıyor yerinde saymaya. Çünkü her öğrenilen deneyimle sağlanıyor. Deneyim için yenilik gerekiyor. Yeniyi reddediyor çünkü öfkesi daha önceki deneyimin sonunda yaşadığı hayal kırıklığını hatırlatıyor. Yıkılması en güç duvar. İnceldiği yer değil, incindiği yerdir onu sevgiden koparan. Yaralar acısı hissedildiğinde tedavi edilir. Acıyı reddetmiyorsa eğer hala dönüşüm için bir ışık vardır duvarlarının ardında, sevgisi güçlü biri tarafından ne kadar direnirse dirensin yaşama dair nabzını yeniden alabilirsiniz.

Sevgidir insanın arkada bıraktıklarına tebessüm ettiren. Ve sevgidir, o bıraktığı ile bir benlik daha ördürmeyen. Sevgidir öfkenin duvarlarında ki tuğlayı delen. Ve sevgidir insanın kabuklarla örülmüş olan kendi çekirdeğine götüren. Sevgi, yargı yaratmaz kabuldedir. Yargı, sevgiyi koşullandırır, huzurdan menzil aldırır. Eğer sevdiklerin ise arkada bıraktığın ve öfke ise sonrasında kendinde yarattığın, beklentilerindir sevgi sandığın…

Ve son olarak sevgisini hayatına katık etmiş kendisini ardında bırakmadıktan sonra, arkanızda neyi bıraktığınızın da bir önemi yoktur. Kendinize kavuşmak için geçmişe dönemezsiniz, gelecek zamanı da rezerve edemezsiniz. Bunun için sadece bu an var, şimdi var. Şimdiki zamandan daha uygun bir zaman yoktur.

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.