IQ konsepti

Her ne kadar geleneksel IQ konsepti formüle edildiği dönemde bir devrim sayıldıysa da, günümüzün araştırmaları bunun iki önemli zafiyeti olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Birinci zafiyet zekanın doğuşta belirlendiği ve değişmez olduğudur. İnsanlar belli bir alanda genetik olarak az çok yetenek sahibi olmalarına rağmen, Buzan, Machado, Wenger, gibi araştırmacılar ve diğer bir çoğu uygun bir eğitimle IQ değerlerinin önemli ölçüde yükselebileceğini göstermişlerdir. Nature dergisinde yayınlanan iki yüzden fazla araştırmanın yakın tarihte yapılan istatistiki bir incelemesinde, Bernard Devlin genlerin IQ’ya yüzde 48′ den fazla etkili olmadığı sonucuna varmıştır. Yüzde elli ikisi doğum öncesinin, çevrenin, ve eğitimin bir fonksiyonu dur.

IQ gerçekliği

Genel zeka konseptinin ikinci zafiyeti de IQ testleri (ve SATlar) ile ölçülen sözel ve matematiksel gerekçelendirme becerilerinin zeka için sine quanon1 olduğu düşüncesidir.
Zekaya bu dar bakış açısı çağdaş psikolojik araştırmalarla tamamen kenara atılmıştır. Frames of Mind (1983) adlı modern klasiğinde, psikolojist Howard Gardner her birimizin en az yedi ölçülebilir zekaya sahip olduğumuzu belirten, .çoklu zeka teorisini ortaya koymuştur (sonraki çalışmasında Gardner ve arkadaşları yirmi beş değişik farklı alt zekayı tasnif etmiştir).

IQ gerçeği

Yedi zeka ve her biri için bazı dahi örnekleri (bu alanların hepsinde bir deha olan Leonardo da Vinci dışında) şöyledir:

• Mantık-Matematik-Stephen Hawking, Isaac New ton, Marie Curie

• Sözel-Edebi-Wılliam Shakespeare, Emily Dickinson, Jorge Luis Borges

• Mekanik-Michelangelo, Georgia O’Keeffe, Buck minster Fuller

• Müzik-Mozart, George Gerswin, Ella Fitzgerald • Beden-Kinestetik-Morihei Ueshiba, Muhammad Ali, F. M. Alexander

• İnsanlar arası-Sosyal-Nelson Mandela, Mahatma Gandhi, Kraliçe L Eli abeth

• İç dünyası (Kendini bilme)-Viktor Frankl, Thich Nhat Hanh, Rahibe Teresa

// Michacl f. Gclh //

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.