90 dakikalık korku filmi

Hiç kendinizi, sizin olduğuna inanmadığınız bir gerçekliğin içinde buldunuz mu? Asla bu olmaz, benim doğama aykırı dediğiniz bir gerçekliği yaşadınız mı? Ne hissettiniz? Kabul mu ettiniz yoksa başka birinin gerçekliğine eşlik ediyormuş gibi mi hissettiniz?

Kabul etmek güzel şey. Bu çözüm odaklı olduğunuzu gösterir. Peki ya bunu şiddetle reddetmek? İşte bu biraz tehlike. O noktada kabul etmediğiniz gerçekliğin ta kendisi olursunuz. Kendinizi çıkmazda hisseder ve o refüze ettiğiniz gerçekliğin soyut ellerinin boğazınızı tüm gücüyle sıktığını ve nefessiz bıraktığını hissedersiniz.

Ne yapmak lazım? Bu durumu muhtemelen İlk kez yaşadınız ve atlatamayacağım korkusu ile paniğe kapıldınız. Evet bu bir “korku”. Düşünür müsünüz? Hangi yaşadığınız ve korkunç olduğunu hissettiğiniz duygu ebedi oldu ki? Haddi amaaa… Siz neler atlattınız? Onca şeyi arkada bıraktınız da bu mudur arkada bırakmayacağınızı sandığınız?

Korkuları sevmek lazım. Evet evet kesinlikle sevmek lazım. Korkuyorsanız kirli olan her duygudan uzaksınız demektir. Korku masumdur, saftır, çocuktur. Içinde kin yoktur, nefret yoktur, kıskançlık yoktur.

90 dakikalık korku filmi

 

Hiç denediniz mi? Aynanın karşısına geçip, gözlerinize bakıp korkuyorum diyebildiniz mi? Eğer yapmadıysanız hemen şimdi yapmalısınız. Cesur olun. Ona:

Biliyorum korkuyorsun,

Seni anlıyorum

Bunu ilk kez yaşıyorsun

Bu utanılacak birşey değil,

Ne olduğunu bilmediğin için bocalıyorsun deyip yüzleşmeye başlamak… İşte o an kırılım başlar…

Korkunun sizi kızdırdığını farkedersiniz. Güçlüsünüz ya? Yedirememiştiniz o an’a kadar. O an yanlış olduğunu düşündüğünüz, hata dediğiniz, pişmanlık duyduğunuz herşey döküldüğünde ve tüm bunları itiraf etmek… İşte bu muazzam bir özgürlük… Artık yeni bir başlangıca hazır olduğunuzu biliyorsunuz.

Dürüst olmak lazım. Önce kendine dürüst olmak lazım. Kabullenmek lazım. Sadece o an, o korkuda olduğunuzu ve onun bir an sonraki gerçeklik olmadığını bilmeniz lazım. Her ne yaşıyorsanız yaşayın o sorunu o an yaşıyor olabilirsiniz ama o sorun siz değilsiniz. Ve her üzüntünün dindiği gibi, dizinizi düşüp kanattığınızda o yaranın geçtiği gibi, tüm gördüğünüz rüyalardan uyandığınız gibi, o an yaşamayı hiç düşlemediğiniz gerçeklikte yarının gerçeği olmayacak. Ve yaşadığınız hiç bir duygu sizi aciz zavallı ve güçsüz yapmaz. Belki sadece o an öyle hissettirir. Ama o asla siz değilsiniz. Nasıl yaptığınıza şaşırdığınız başarıların tüm güzel duyguları, nice gerçekleştireceğiniz başarıların küçük bir teminatıdır. Çünkü siz daima eşsiz ve çok değerli bir varlıksınız.

Kurgusu korku olan bir film izlemiştiniz. Başrolde oynamayı da ister kabul edin ister reddedin siz seçtiniz. 90 dakika bitti. İpleri sizin elinizde olmayan bir hayat zaten dizin gerçekliğiniz olamazdı, bitti. Peki ya yönetmen olup sizi mutlu eden bir hayatı yönetmeye ve yaşamaya ne dersiniz?

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.