Mükemmel şirket, her zaman çözüm vardır

Konosuke Matsushita ya da Matsushita Electric adı size bir anlam ifade ediyor mu? Eğer geçmişte ilgi alanınıza girmediyse, muhtemelen zihninizde bir şey uyandırmayacaktır. National, Panasonic, Technics, Quasar’ın Matsushita Electric’in markalarından bazıları olduğunu söylersem sanırım biraz şaşıracaksınız. Matsushita Electric, Konosuke Matsushita’nın 1918 yılında, henüz 22 yaşındayken elektrik prizleri üretmek için evinin bir köşesini atölyeye dönüştürerek başladığı iş hayatının, dev bir sanayi imparatorluğuna dönüşmesinin gerçek hikayesidir. Matsushita’nın bazı kıyafetlerini ve özel eşyalarını rehin vererek zorla temin ettiği sermayeyle başladığı iş hayatı, 27 Nisan 1989’da, 94 yaşında sona erdiğinde arkasında sayısı 200’ü aşkın şirket, 200 bini bulan çalışan, Matsushita Electric imzasını taşıyan yüz binlerce çeşit ürün bırakmıştır.

2002 yılı itibariyle, gruba bağlı 304 şirketi, 52 Milyar dolarlık net satışları, yıllık 4.2 Milyar dolarlık AR-GE bütçesi, sahip olduğu 65 bin patenti, 150 bin çeşit ürünü, 300 bine yakın çalışanı ile dünyanın önde gelen sanayi devlerinden birisidir.

Konosuke Matsushita’nın geldiği noktayı analiz edebilmek için; hayatını, yaşadığı trajedileri çok iyi anlamak, içindeki girişimci ve mücadeleci ruhu hissetmek gerekir. Hayatı, her şeyin bittiği, sona gelindiğinin kabul edildiği anlarda bile her zaman yeni başlangıçlar yapılabileceğinin onlarca örneği ile doludur. Yaşamının değişik dönemlerinde karşı karşıya kaldığı zorluklar, onu olayları yeniden değerlendirmeye ve sürekli yeni bir şeyler öğrenmeye itmiştir. Güç dönemler Matsushita’yı sürekli tetikte tutmuş, kendini beğenmişliğin tuzağına düşmesinden kurtarmıştır. Hatta bir miktar güvensizlik de duymasına sebep olmuştur. İçindeki bu güvensizlik duygusu, ani gelişmeler karşısında proaktif olabilme yeteneğini geliştirmiştir. Trajedilerle dolu olan yaşantısı, başarısızlıklara dayanabilmesini, her zaman yeni riskler alabilme cesaretini kendinde bulabilmesini sağlamıştır. Başarısızlıkların da gerçek hayatın bir parçası olduğunu görmüş, hayatın gerçekleriyle çok erken tanışmıştır. Tüm bu yaşadıkları, onda güçlü bir enerji kaynağı haline gelirken, son derece yoğun ve güç duyguları, acı, öfke, utanç ve küçük düşmeyi uyandırmıştır(Kotter, John P., Matsushita Liderliği).

Matsushita’nın hayatı ve yönetim felsefesi üzerine derinlemesine araştırmalar yapan, Harvard Business School Matsushita Liderliği Kürsüsü Başkanı John P. Kotter’in değerlendirmesiyle; Matsushita’yı anlayabilmek için, onun bir ömür boyunca süren olağanüstü gelişimini, bu gelişimi besleyen zihinsel alışkanlıklarını, bu alışkanlıkları desteklemeye yardımcı olan ideallerini ve bu ideallere kaynaklık eden zorlukları iyi değerlendirmek gerekir. Çoğu kez insanları yıkan ya da sosyal açıdan anormal yaşamaya sürükleyen trajediler, olayların bu son derece çarpıcı akışı içinde Matsushita için, dev çabalara zemin hazırlayan coşkulu bir kaynağa dönüşmüştür.
Matsushita, 27 Kasım 1894’te Osaka’nın güneyindeki küçük bir kasabada, orta halli bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının işlerinin ters gitmesi dolayısıyla dört yaşında yoksullukla tanıştı. Dokuz yaşında “hibachi” denen Japon mangallarını yapıp satan bir dükkanda çırak olarak çalışmaya başladı. 1921 yılına gelindiğinde, on kişilik ailesinden hayatta kalan tek kişi oydu. Annesi, babası ve yedi kardeşi, muhtelif sebeplerden dolayı ölmüşlerdi. 4 Şubat 1927’de daha bir yaşını doldurmamış oğlunu kaybetti. Hayat ona acılarla dolu engeller örmeye devam ediyordu. Tüm bu yaşadıklarına, hastalıkları, iş hayatında beklediklerini bulamamanın yarattığı hayal kırıklıkları da eklenince kendisini tam bir trajediler zinciri içinde bulmuştu.

Hiçbir zaman yılmadı, sürekli olarak yaşadıklarından kişisel gelişimine olumlu katkılar sağlayacak paylar çıkardı. Matsushita, hayat felsefesinin güç aldığı dinamizmi, yöneticileriyle yaptığı toplantılardan birinde şöyle aktarıyor:

“Kapasitelerini sonuna kadar kararlılıkla kullanmaları halinde en yoksullar bile çok şeyi başarabilirler; güç dönemleri sadece tehlike olarak değil, öğrenme fırsatı olarak da görün. Zorluk ve başarısızlık durumlarında, insan daha güçlenmiş olarak yeniden doğabilir. Başarı kendini beğenmişliğe ve riskten nefret etmeye yol açarsa, kişisel gelişimi durdurabilir. Başarılarını mütevazı ve dürüst biçimde değerlendirmeye istekli olmak kişisel gelişimin özüdür.”

Dört yaşında yoksullukla tanışması, dokuz yaşında çalışmaya başlaması, 30 yaşına gelmeden ailesinin tüm bireylerini ve oğlunu kaybetmesi, 1929 Dünya Ekonomik Buhranı, İkinci Dünya Savaşı ve Japonya’nın karşı karşıya kaldığı güç durum onu derinden etkilemiştir. Yaşadığı ardı arkası kesilmeyen trajik olaylar aşılması çok güç zorluklara neden olmuş , ama buna rağmen zor şartlarda yaşayabilmeyi öğrenmiştir.

Konosuke Matsushita

Matsushita Electric’in macerası, Matsushita’nın ustabaşı olarak çalışmakta olduğu Osaka Electric Light Company’den 1917 yılında ayrılarak, Osaka’da evinin bir kısmını elektrik prizleri üretebileceği bir atölyeye dönüştürmesiyle başlar. Piyasada bulunan benzerlerine göre ucuz ve kaliteli olan çoğaltıcı prizler çevrede ilgi uyandırır, gelen yoğun siparişler üzerine daha büyük bir ev kiralar ve buraya seri üretim yapabileceği sistemleri kurar. Bu arada çalışan sayısında gözle görülür bir artış başlar. Bir taraftan ürettikleri priz çeşitlerini artırmak için tasarım faaliyetlerini yürütürken, diğer taraftan bataryaya bağlı olarak uzun süre çalışabilecek bisiklet lambalarına karşı büyük bir talebin olduğunu keşfeder. Altı ayı aşkın bir süre boyunca, ilave şarja ihtiyaç duymadan yaklaşık 40 saat çalışabilecek bir bisiklet lambası yapmak için uğraşır ve büyüklerimizin yakından anımsayacağı “mermi tipi bisiklet lambası”nı geliştirir. Toptancılar bu ürünü satmada istekli davranmazlar çünkü talebin nasıl olabileceği konusunda fikirleri yoktur. Onları ikna edemez. Ürünü kendisi pazarlamaya karar verir ve bütün bisiklet mağazalarını tek tek dolaşarak mermi tipi bisiklet lambasını ve özelliklerini anlatır. Bisikletçilerden yoğun talep gelmeye başlar. Onu zamanında geri çeviren toptancılar, bu ürünü satın alabilmek ve pazarlayabilmek için daha yüksek fiyatlarla Matsushita’nın kapısına gelirler. Matsushita artık ürününe, daha sonra dünya markası olacak bir de isim bulmuştur: Milli anlamına genel “National”. Sürekli yenilikler peşindedir. Çok değil üç ay sonra, yine diğerlerine göre “süper” olarak nitelendirilebilecek otomatik bir elektrikli ütü geliştirir ve seri üretime hazır hale getirir. Ürünün adı “National Super-Iron”dır.

Maliyetleri düşürebilmenin, seri halde çok fazla üretmekten geçtiğinin bilincindedir. Günümüz anlamıyla tam bir müşteri ilişkileri yönetimi stratejisi izleyerek toptancıları yönlendirir, ütüye yönelik tanıtımlar organize eder. Bir ayda 10 bin ütü siparişi birden gelir. Birinci yıl 100 binin üzerinde ütü satar. Artık ihracata bile başlamıştır. 1929’a gelindiğinde, yüzlerce çeşit ürünü, 500’e yakın işçisiyle yoluna hızla devam etmektedir.

Talihsiz bir şekilde 29 Ekim 1929’da ABD’de borsa çöker ve bütün dünya piyasalarını olumsuz bir şekilde etkiler. Dünya pazarında çok yoğun bir talep daralması oluşur. Krizin patlak vermesiyle beraber birkaç ay içinde Matsushita Electric de bu durumdan fazlasıyla etkilenir. Siparişler kesilmeye, stoklar şişmeye başlar. Yeniden umutsuzluk bulutları zihinleri kaplar. 12 yıllık yoğun tempo, teklemekle karşı karşıyadır. Matsushita Electric’teki yöneticilerin çoğu, mümkün olan tek çıkış yolunun ciddi bir işten çıkarma operasyonu olacağını, belki de çalışanların yarısının işten çıkarılması gerektiğini ifade etmeye başlar. Trajik hayatın yıkmayı başaramadığı Matsushita, bu durumdan da güçlü olarak çıkmayı sağlayacak çözümü bularak sıyrılmasını bilir. Yöneticilerin “son çare”yi dile getirmeye başladıklarını öğrenmesi, farklı bir şeyler yapmak zorunda olduğu konusunda onu daha da kamçılar. Yöneticilerine, üretimi hemen yarıya düşürmeleri, kesinlikle işçi çıkarmamaları, ücretleri normal bir şekilde ödemeye devam etmeleri konusunda talimat verir. Ayrıca, üretim hatlarında çalışan tüm işçilerin, stokların eritilebilmesi için her fırsatta ürünlerin pazarlanmasında aktif rol almaya yönlendirilmesini tavsiye eder. Sadece 3 ay sonra, işçiler aynı zamanda birer pazarlama elemanı gibi çalışarak tüm stokları bitirmeyi başarırlar ve fabrikalarının yeniden normal çalışma düzenine dönmesini sağlarlar.

1931 yılında radyo da üretmeye başlayan Matsushita Electric, 1932 yılında Japon radyo şirketlerine ait tüm radyo patentlerini satın almıştır. Çok geçmeden sanayinin gelişimine katkıda bulunmak ve kendisine yeni rakipler yaratmak için isteyen her kuruluşa lisansları ücretsiz olarak devretmiştir. Şirket, 1932 yılına gelindiğinde 1000 çalışana ulaşmış, ürünlerine yönelik patent sayısı 280’i bulmuştur. 1931 yılında 1000 radyo üreten şirket, bu üretimini 1938’de 237 bine, 1942 ise 500 bine çıkarmayı başarmış, çalışan sayısı ise 10 bini geçmiştir.

Kendini sürekli yenilemeyi hedefleyen Matsushita, 5 Mayıs 1932’de şirketlerinde çalışanlara Matsushita Electric’in kurumsal değer ve stratejilerini açıklamıştır. Çalışanlarına yönelik yaptığı konuşmasında(Quest for Prosperity, PHP Institute) :
“Bir üreticinin görevi, daha çok ve daha ucuz üreterek yoksulluğun üstesinden gelmektir. Toplumu bir bütün olarak sefaletten kurtarmak ve refaha ulaştırmaktır. İş ve üretim sadece söz konusu işletmenin mağazalarını ya da fabrikalarını değil, aynı zamanda toplumun geri kalan kısmını da zenginleştirmeye yönelik olmalıdır. Su gibi üretim yapmalıyız. Su, herkesin satın alabileceği kadar ucuz biçimde üretilip dağıtılan bir ürün. Girişimcilerin hedeflemesi gereken şey; tüm ürünleri musluk suyu kadar bol ve ucuz yapmak olmalıdır. Bu hedefe ulaşıldığında yoksulluk ortadan kalkacaktır.”

Matsushita’nın tüm çalışanlarına duyurduğu Matsushita Electric Değerleri (Matsushita Felsefesi, PHP Enstitüsü):
1.Topluma Katkı: Her zaman Temel Hedefi’ne uygun hareket edecek, sanayiciler olarak çalıştığımız toplumdaki sorumluluklarımızı eksiksiz olarak yerine getireceğiz.
2.Hakkaniyet ve Dürüst Olma: Bütün iş faaliyetlerimizde ve kişisel davranışlarımızda adil ve dürüst olacağız. Ne kadar yetenekli ya da ne kadar bilgili olursak olalım, kişisel dürüstlük olmaksızın ne başkalarının saygısını kazanabilir ne de özsaygımızı artırabiliriz.
3.İşbirliği ve Takım Ruhu: Paylaştığımız hedefleri gerçekleştirmek için yeteneklerimizi birleştireceğiz. Ne kadar becerikli olursak olalım, işbirliği ve takım ruhu olmaksızın şirket olmaktan öteye geçemeyiz.
4.İlerleme İçin Yorulmak Bilmez Çaba Gösterme: İş faaliyetlerimiz aracılığıyla topluma katkıda bulunmak için yeteneğimizi geliştirmeye sürekli çaba göstereceğiz. Ancak böylesi aralıksız çabalarla Temel Yönetim Hedefimizi yerine getirebilir, kalıcı huzur ve refahın gerçekleşmesine yardımcı olabiliriz.
5.Nezaket ve Alçakgönüllülük: Nazik ve alçakgönüllü olacak, sağlıklı toplumsal ilişkileri güçlendirmek ve toplumumuzda yaşam kalitesini artırmak amacıyla başkalarının haklarına ve ihtiyaçlarına her zaman saygı göstereceğiz.
6.Uyum Sağlama: Çevremizdeki sürekli olarak değişen koşullara ayak uydurmak için düşünce ve davranışlarımızı sürekli yenileyecek, girişimlerimizin ilerleme ve başarıyla sonuçlanmasını güvence altına almak için doğayla her zaman uyumlu hareket etmeye özen göstereceğiz.
7.Nimetlere Şükran: Elde ettiğimiz bütün yararlar için minnet duygusuyla hareket edecek, bu tutumun sınırsız bir sevinç ve canlılık kaynağı olacağından, karşılaştığımız tüm engelleri aşmamızı sağlayacağından en küçük bir kuşku duymayacağız.

Konosuke Matsushita

Artık sanayici kimliğinin dışında sistemler geliştiren, yönetimde mükemmellik arayışında farkı yaratmaya başlayan Matsushita’yı durdurmak pek mümkün görülmüyordu. Dünyadaki rakipleri onun neleri nasıl yaptığını anlamaya çalışırken, 1933 yılında, yönetim ve organizasyon yapılarında devrim olarak kabul edilebilecek yeni Matsushita Electric sistemini bütün dünyaya ilan etti. ME olarak yürütmekte oldukları faaliyetleri fonksiyonlarına ayırarak sistemlerini yeniden yapılandırdı. Ürün gruplarına göre üretim ve yönetim sistemlerini yapılandıran ilk sanayici olarak tarihin yapraklarındaki yerini aldı.

Çalışanlarına ne kadar çok değer verdiğini 1929 dünya ekonomik buhranındaki tavrı ile fazlasıyla göstermiştir. Sanayici olarak bir ilke daha imza atarak 1934 yılında Çalışan Eğitim Enstitüsü’nü kurmuştur. Böylece, çalışanların gelişimine yönelik 3 yıllık bir eğitim programı hayata geçirilmiştir. Programa alınan Matsushita Electric çalışanları, alanlarıyla ilgili mühendislik ve iş tecrübesi eğitimleri alırken normal ücretlerini almaya devam etmişlerdir. Çalışanların birer makine olarak görüldüğü ve pek değer verilmediği 1930’lu yılların sanayi toplumunda, Matsushita’nın uygulamaları diğer sanayiciler açısından kabul edilebilir mantık sınırlarının dışında kalmıştır. A.B.D.’de onu anlayan nadir kişilerden birisi, daha sonra Toplam Kalite Gurusu olarak ün yapacak, Dr. Edward Deming olacaktır. Deming’i 1950’li yıllarda Japonya’ya çeken cazibenin arkasında yatan gücün, Matsushita’yı tanımak ve onun yaptıklarını kendi teorileriyle özleştirerek sonuçlarını görebilme heyecanı olduğu söylenebilir.
Matsushita Electric bünyesinde, çalışanlar için sağlık sigortası uygulaması 1933 yılında, ölen çalışanların aileleri için sosyal yardım programları 1967’de oluşturularak hayata geçirilmiştir. 16 Nisan 1965 tarihi itibariyle haftada 5 gün çalışma sistemine geçilmiştir. Matsushita Electric çalışanları haftada iki tam gün tatil yapmaya başlamışlardır.

Konosuke Matsushita, İkinci Dünya Savaşı’nda yıkılan Japonya’nın yeniden yapılanmasına katkıda bulunmak için, 4 Kasım 1946 tarihinde PHP(Refah Aracılığıyla Barış ve Mutluluk-Peace and Happiness through Prosperity) Enstitüsünü kurmuştur. PHP, o günden bu güne yayınları ve yürüttüğü programlarıyla, Japonya’daki şirket ve kurumların yeniden yapılanmaları ve rekabetçi dünyadaki yerlerini almalarında büyük uğraşlar vermiştir.

Matsushita’nın başarıları 1960’lı yıllardan itibaren Batı’da da ses getirmeye başlamıştır. Time Dergisi’nin 23 Şubat 1962 tarihli sayısında, dünyanın en büyük girişimcisi olarak tanıtılan Konosuke Matsushita, dergiye kapak olmuştur. Yine Life Dergisi, 1964 yılında “Bay Matsushita’yı Tanıyalım” başlıklı özel bir sayı yayınlamıştır. Matsushita’nın üretim, yönetim, pazarlama, müşteri ilişkileri, ürün tasarım ve geliştirilmesi konularında yaptıkları, dünyanın her tarafında örnek alınmaya başlanmıştır.
1979 yılında, Matsushita Kamu Yönetimi ve Yönetim Enstitüsü(MIGM), Tokyo’da kurulmuştur. Enstitü, üstlendiği misyonun bir parçası olarak Japonya’ya çok sayıda devlet adamı kazandırmış, halen alanında dünyanın en seçkin yönetim okullarından birisi olabilme başarısını göstermiştir. Matsushita, bu enstitüyü kurarken öğretmeyi değil, birlikte öğrenilebilecek ortamları yaratabilmeyi hedeflemiştir.
Hayatının hiçbir döneminde emekliliği tercih etmeyen, grup başkanlığını bıraktıktan sonra bile sürekli çalışanlarıyla ve enstitülerindeki öğrencileriyle birlikte olan Matsushita, 27 Nisan 1989 tarihinde, 94 yaşındayken zatürreeden ölmüştür. 1918 yılında, Osaka Electric Light Company’de, ayda 100 Yen kazandığı işini bırakıp, 24 yaşında atıldığı iş hayatına son noktayı koyduğunda, şirketlerinin yıllık geliri 42 milyar dolara ulaşmıştır.

Matsushita’nın hayatı insan ve sistem üzerine kuruludur. Benimsediği kişisel yönetim felsefesini küçük bir cümleyle ifade etmiştir: “Business is people- İş insandır”. Matsushita’ya göre, iş insanlarla yapılır; yönetici, çalışan, müşteri, tedarikçi ve mal sahibi neticede insandır. İş hayatı ve felsefesi üzerine 46 kitap yazan Matsushita, insanın önemini “People Before Products-Ürünlerden Önce İnsanlar” adlı kitabında ayrıntılı olarak anlatmıştır. İnsanları kazanmadan, onları sistemin bir parçası haline getirmeden, hiçbir şeyin başarılamayacağının farkında olan Matsushita, çalışanları kazanmak, işi patron gibi sahiplenmelerini sağlamak için çok sayıda araç geliştirmiştir. Yeni geliştirdiği organizasyon biçimini 1933 yılında açıklarken şunları söylemiştir(Kotter, J. P., Matsushita Liderliği):

“Dikkatli çalışmak yeterli değildir. Nasıl bir göreviniz olursa olsun, sanki kendi şirketinizin başkanıymışsınız gibi, işinizden tamamen sizin sorumlu olduğunuzu düşünmelisiniz. Böyle yapmakla, sadece uygun cihazların yapılması ve yeni buluşların doğması mümkün olmaz, ayrıca kendi gelişiminize de büyük katkı sağlarsınız.”

Yöneticileriyle sohbet etmekten, onlara hitap etmekten ve tecrübelerini aktarmaktan büyük keyif alan Konosuke Matsushita, Osaka’daki genel merkezlerinde şirket yöneticilerine yönelik yaptığı bir konuşmada şöyle demiştir:

“Hayatım boyunca deniz olmak istedim, denizlere hep özendim. Düşünsenize, ırmaklardan, dere ve çaylardan, göllerden süzülen sular hep denizlere doğru koşuyor. Deniz coştukça coşuyor, kabardıkça kabarıyor. Bir de şu dağların zirvelerine bakın. Zamanla, bitki bile yetişmeyen kayalıklara dönüşmüşler. Acınacak durumdalar. Siz de deniz olmayı hedefleyin. Dağların zirvesinde kalmayın. Çalışanların fikirleri aynı akarsulara benzer. Aşağıya doğru akarlar. Siz yukarı çıkan akarsu gördünüz mü? Eğer makamınızdan dolayı kendinizi bir şey zanneder, onlardan kopar, çalışanlarınıza tepeden bakmaya başlarsanız, size hiçbir fikir gelmez. Yukarıda kurursunuz, kendiniz kuruduğunuz gibi şirketinizi de kurutursunuz. Çalışanlarımızın fikirleri Matsushita Electric’in gelecekte de var olmasının tek garantisidir. Alçakgönüllü olun, deniz gibi her zaman aşağıda yer alın. Onların arasına girin, onları dinleyin, sizden korkmasınlar, sizi onlardan birisi olarak görsünler.”

Sıfırdan başladığı iş hayatında, yüz binlerce ürüne, on binlerce patente, sayısı 300 bini bulan çalışanı ile dev bir sanayi imparatorluğu kuran Matsushita’nın yaşamı, herkese cesaret verecek, yeni denemeler yaptıracak kadar heyecan vericidir. Konosuke Matsushita, acılardan ve çaresizliklerden nasıl kurtulunabildiğinin yaşanmış örnekleriyle doludur. 30 yaşına kadar ailesinin 9 ferdini ve biricik oğlunu kaybetmesine rağmen hiçbir zorluk onu hayata küstürememiş, yeni denemeler yapmaktan alıkoyamamıştır. İnsanları yıkan, hayatını altüst eden trajediler, Matsushita için dev çabalara zemin hazırlayan coşkulu bir kaynağa dönüşmüştür.

“Herkesin izleyecek bir yolu vardır,
O yol genişler, daralır, yokuş olur çıkar, sonra iner.
Çaresiz ve umutsuz gezinmelerin olduğu zamanlar olur.
Ama cesaret dolu bir kararlılık ve duyulan inanç sayesinde,
Doğru yol bulunacaktır.
Asıl zevkli olan da budur.”
Konosuke Matsushita

Bu yazıyı paylaşmak ister misin?

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.